Reklam sektörünün günümüzdeki konumunu, vazgeçilmezliğini, markaların varlığı için ön şart olduğunu görüyoruz. Peki nereden ve nasıl buraya geldi? Bunu bir araştırayım istedim. Bunu yazılı olarak değil, yıl yıl reklamlardan örnekler vererek anlatmak istedim. Yolculuğumuza 1985 yılından başlıyoruz. Haydi bakalım.
Reklam sektöründe çok şey değişti ama değişmeyen nadir şeylerden bir tanesi de: Popüler oyuncuları reklamlarda oynatmak. Halkın sevdiği, örnek aldığı kişiler her dönemde reklam yüzü olarak kullanılmıştır ve bu kişileri kullanabilmek için masraftan da kaçılmamıştır. Günümüzde de yüksek ücretlere bu tip oyuncularla anlaşılmaktadır. Bunun örneğini geçtiğimiz günlerde Rexona'nın Beren Saat ile 600 bin liraya anlaşmasını örnek verebiliriz. Beren Saat'in sevilen bir oyuncu olduğu kabul de, örnek alınması durumunda biraz sorun çıkabilir:) İzleyeceğimiz bu reklamda Artema yeni musluğu için Şener Şen'i kullanmış ve ''Ben bunu hep yapıyorum'' sloganıyla Şener Şen'in örnek alınan kişiliğinden faydalanmak istemiş. Kristal Elma kazanan bu reklamın yaratıcılığı günümüz koşullarında tartışılır. Hatta bana göre tartışılmaz bile:) ama dönemin şartlarında reklam yapmanın bile meziyet olduğu düşünülürse başarılı bir reklam olduğu söylenebilir. Şimdi, izleyelim:
O dönemde bugünlerde reklamlarını görmediğimiz firmaların da reklam yaptıklarını görüyoruz. Tokai gibi. Tokai ''Çakar Çakmaz Çakan Çakmak'' sloganıyla başlatıığı reklam kampanyasıyla Kristal Elma kazanmıştır. Şimdi de o reklamı izleyelim.
Şimdi izleyeceğimiz reklamı hatırlıyorsunuzdur umarım. Reklamın anlatmak istediğiyle, reklamda yaşanan olaylar tam olarak uyuşuyor. Aldığı ödülü ve hafızalarda ettiği yeri sonuna kadar hak eden bir reklam. Yapanların eline sağlık.
Şimdi izleyeceğimiz reklam 1996 yılında yayınlanan, yayınlandığı dönemde replikleri ağızdan ağıza dolaşan bir kampanya. Pınar sosis çeşitlerini sayan tatlı bir kızın oynadığı bu reklamı ben hatırlıyorum, benim yaşımda olanlar da hatırlar. Çok ünlüydü o zamanlar.
2000'li yıllar, reklamcılığımızın günümüzdeki yaratıcılık seviyesine gelmeye başladığı yıllar bana göre. Bundan sonra izleyeceğimiz reklamların hepsi gerçekten çok yaratıcı reklamlar. Telsim'in Yılmaz Erdoğan'ı kullandığı reklamı, günümüzde bile viral olarak etkisini sürdürmektedir.
Şimdi izleyeceğimiz reklamı çok iyi hatırlıyorum ama oynayanın bu kişi olduğunu hiç fark etmemişim. Bu kişi kim mi? Beren Saat. Behlül'le, dolayısıyla da bizimle tanışmadığı, sadece amcaların karşısında Tofita çiğnediği zamanlar. Bu kampanyanın hedef kitlesini düşündüğümde bana göre çok başarılı bir reklam.
Bu reklam gördüğüm en başarılı reklamlardan bir tanesi. İyi reklam ürünü mutlaka sattırır mı? sorusunun açık cevabı. Chevy Chase'li Cola Turka reklamı. Jingle'yla, diyaloglarıyla hafızalarda yer eden müthiş bir reklam. İşte New York'ta Bir Morning
Yine akıllardan çıkmayan çok güzel bir reklam. Alo reklamı. Çok Çalışmam Lazım Anne Çok sloganı sanki dün gibi. 2003 yılında yayınlandığını görünce çok şaşırdım. Zaman ne kadar da hızlı geçiyor.
Şimdi izleyeceğimiz reklam poşetli ekmeklerin yeni çıktığı zamanlarda yayınlanmış. Bence Uno Ekmeğin hijyenikliğini çok iyi anlatmış. Karakterin de Recep İvedik'e benzerliği gözden kaçmıyor.
Şekerbank'ın ''Üreten Susarsa Türkiye Susar'' reklamı bence şimdiye kadar yapılmış en etkileyici ve en dönüp baktıran reklamlardan bir tanesi. Diyalog olmadan müthiş bir anlatım sergilenmiş. Yapanların eline sağlık.
Hepinizin gördüğü gibi reklamcılığımız büyük gelişme göstermiştir. Günümüzde Türk reklamcılar dünyanın en iyi reklamcıları arasından gösterilmektedir. Yapılan reklamların çok büyük bir çoğunluğu kaliteli işlerdir. Bu yaratıcılığın gelişmesinde bence markaların payı da çok büyük. Markaların bilinçlenmesi de yaratıcılığın gelişmesine katkı sağlamıştır. Yazımda reklamcılığımızın gelişimini yazıyla değil reklamları izleterek anlatmaya çalıştım. Basın reklamları incelemem yakında:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder