14 Ocak 2011 Cuma

Vücudunuz Ne Söylüyor 2...

   Yarım bıraktığım vücut dili yazıma devam ediyorum. Bir önceki yazımda ellerin konumundan bahsetmiştim. Bu yazımda ayakların konumunun yanında bakışların ve renklerin de ne anlama geldiğini anlatmaya çalışacağım.
Ayakların Konumu: En çok yaptığımız hareketlerden olan bacak bacak üstüne atma vücut dili açısından birçok anlama gelmektedir. Bacak bacak üstüne atmanın en bilinen anlamı, bir savunma şekli olduğudur. Kişiye hoşuna gitmeyen bir şey anlattığınızda bacak bacak üstüne atar, konuşma sırası ona geldiğinde bacaklarını tekrar açtığını görürsünüz. Bacak bacak üstüne atmanın bir diğer anlamı iletişime kapalı olmaktır. Kollarını kavuşturmuş ve bacak bacak üstüne atmış birine boşuna bir şey anlatmayın. Sizi dinlemiyordur.

 

   Bacak bacak üstüne atmanın şekli de çok şey ifade eder. Normal bacak bacak üstüne attığınızda, iki kişinin arasında oturuyorsanız bacağınızı daha yakın hissettiğiniz kişiye doğru atarsınız. Şekildeki gibi bacak üstüne atma ise rekabet anlamına gelir. Diziniz rekabet duygusu hissettiğiniz kişiye doğrudur.



   Ayakların bir diğer pozisyonu, ayakların çarpı şeklinde tutulduğu durumdur. Bu durum, rahatsızlığı, gizli bir problemi ve sıkıntıyı işaret eder.
Bakışlar: Bakışlar ilişkilerde çok önemlidir. İletişim halinde olduğumuz kişiyle en çok kontakt kurduğumuz bölüm gözlerimizdir. Bakışlar da vücut dili açısından çok şey ifade eder. Göz teması kurmamak ilgisizlik, büyüklük, yalan gibi durumların habercisidir. Belli otorite sahibi kişiler kendilerinden daha alt konumdaki kişilerle konuşurken göz göze gelmezler. Örneğin futbolcular röportaj yaparken muhabire hiç bakmazlar.
Göz kırpma süresi de üstünlük göstergesidir. Gözlerini normalden daha fazla kapalı tutanlar yani göz kırma süresi uzun olanlar, üstünlüklerini kabul ettirmeye çalışıyorlardır.
   Bakışlarda başın konumu da önemlidir. Kafanın hafif yan tutulduğu durumdaki bakış ilgi anlamındadır. Başı geri doğru yaslayarak bakmak küçük görme, öne doğru eğerek aşağıdan bakmak tehdit ifadesidir.
   Birçok duygumuzun habercisi olan vücut dilimiz yalan söyleyip söylemediğimiz konusunda da bilgi verir. Yalan söyleyen kişilerde görülen kızarma, terleme gibi olayları herkes bilir. Bunların dışında yalan söyleyen kişiler elini bıyık bölümüne götürerek ağızlarını kapatır ya da elini oraya götürmek için hareketlendirir. Yalan söyleyen kişiler gözlerini kaçırır ve ellerini saklamak isterler. Bunu ayakta konuşurken ellerini cebine sokarak masada konuşurken masa altına koyarak yapabilirler. Politikacılar o yüzden hep kucaklar şekilde ellerini gizlemeden konuşurlar! İnsanların önleyemediği bir yalan belirtisi göz bebeklerinin küçülmesidir. Yalan söylerken istemdışı olarak gözbebeklerimiz küçülür. O nedenle profesyonel poker oyuncuları oyun oynarken güneş gözlüğü takarlar. Yalan söylerken erkeklerin gözlerini ovuşturduğu da söylentiler arasında  :)
   Gelelim en çok merak edilen, vücut dili eğitimi alanların %80'inin (az söylemiş olabilirim) eğitimi alış amacı olan ''birinin sizden hoşlandığını nasıl anlarsınız'' bölümüne. Türkiye'de insanlar birbirinden hoşlandığında ölümüne kesişirler. Bu önemli bilginin haricinde ben size dünya üzerinde kişilerarası ilişkilerin daha normal yaşandığı yerlerdeki durumlardan bahsedeceğim. Birinden hoşlanan kişinin gözbebekleri büyür ve parlaklaşır. ''Kızı görünce gözleri parladı'' lafı boşuna değildir. İnsanlar birinden hoşlandığında saçını ve üstünü düzeltirler, daha dik durmaya başlarlar. Ayrıca insanlar bir anlığına da olsa dokunmaya çalışır. Bu hareketler içinde sadece bayanlara özgü olan hareketler de mevcuttur. Bayan birinden hoşlandığında saçıyla oynar ve erkeğe doğru döner. Bayanlar birinden hoşlandığında en önemli belirti olarak el bileğinin içini erkeğe gösterir ve bunu genelde sigara içerken yapar. Bu hareket bana ilk anlatıldığında nasıl olduğunu anlamamıştım. Siz de anlamamış olabilirsiniz diye anlatayım. ( Siz de benim gibi kıt zekalı olabilirsiniz demek değil bu. aman!) Bayan sigara içerken elini başı hizasına kaldırıp el bileğinin için erkeğe gösterir. El bileğinin bükülü olması da büyük bir işarettir. Modellerin fotoğraf çekimlerinde erkeklerin cinsel duygularına gönderme yapmak için bu şekilde durduğunu görebilirsiniz. Bu konuda özellikle erkeklerin yaptığı hareketlere pek rastlamadım. Ölümüne kesmekten başka bir şey yapmaya zaman kalmıyor sanırım:) Ya da erkekler olarak şıpsevdi olduğumuz için vücudumuz bu duruma duyarsızlaşmış olabilir. Ne dersiniz?
   Vücut dili yazımızın sonuna gelirken şunları da belirtmeyi kendime bir borç, bir ödev bilirim: Bu hareketleri bilmek, yorumlayabilmek açısından ne kadar önemliyse, bunları uygulamaya çalışmak bir o kadar antipatiktir. Bu hareketleri uygulamaya çalışmak yapmacık duracaktır ve fark edilecektir.  Doğal olun. İnsanları etkileyen en önemli şey budur. Vücut dili falan hikaye...
Yazıyı yazarken Ahmet Şerif İzgören'in Dikkat Vücudunuz Konuşuyor kitabından da yararlandım. Ahmet Hocam'a bize böyle mükemmel bir kitap hediye ettiği için sonsuz teşekkürler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder