29 Ocak 2011 Cumartesi

Eşikaltı Sahtekarları

   Halkla ilişkiler öğrencilerine anlatılan bir konu vardır: ''Çerçeveleme.'' Topluma verilen bilgiler birileri tarafından çerçevelenir. Toplumun, bazı konuları, birilerinin istediği gibi anlaması sağlanır. Bunu, gazetelerde bazı haberlerin çıkmasını engelleyerek, haberlerin istenildiği gibi çıkmasını sağlayarak yaparlar. Bir gazetecinin ''  Halk denen cahil takımını bilgilendirmek kadar tehlikeli bir şey yoktur. Bu insanlara bilgiler, mutlaka çerçevelenerek verilmelidir. '' sözü durumu özetlemektedir. Peki nasıl yapılmaktadır bu çerçeveleme? Örnekle görelim.
1991'deki Körfez Savaşı'nda Amerika, Irak'ın elindeki petrolü ne kadar kötü kullandığını göstermek, dolayısıyla da Irak'ı işgalini haklılaştırmak için bir fotoğraf yayınladı. Bu ''Petrole bulanmış karabatak fotoğrafı''nı hepiniz bilirsiniz. Bu fotoğraf yayınlandığında dünyada Irak petrolünün birileri tarafından yönetilmesi gerektiğine yönelik bir algı oluşturmayı başarmıştır Amerika. Cahil halkın algılarını yönetmiştir şimdi de yaptığı gibi. Peki buradaki çerçeveleme nerede? Bu fotoğrafın Irak'ta değil de İskoçya açıklarında batan bir Fransız gemisinden sızan petrolden zehirlenen bir karabatak olduğunu söylesem! Bakın çok küçük bir şey... Sadece bir fotoğraf... Üstelik insanları kandıran bir fotoğraf... Bu fotoğraftaki bilgiler insanlara çerçevelenerek sunulmuş ve istenilen algı oluşturulmuştur. Şimdi ben size çerçevelemeyi neden anlattım? Bunun cevabını yazının içinde bulacaksınız. Şimdi eşikaltındaki kirlere bir bakalım bakalım...

   60 yıldan beri kullanılan bir reklam taktiği vardır: Subliminal veya Eşikaltı Reklam. Ben yazımda eşikaltı reklam olarak bahsedeceğim. Bu reklam taktiği, insanların bilinçaltına onların algılayamayacakları frekanslar göndererek istenilen algıyı oluşturmayı amaçlar. Bu frekanslar insan fizyolojisinin duyum eşiğinin altındadır. Bunları ancak beyin algılar ve bilinçaltına kaydeder. Çünkü insan, belli düşüklükteki ve belli büyüklükteki frekansları algılayabilecek kapasitededir. Ancak insan beyni bunların daha altındaki frekansları da algılayabilecek kapasitededir. Bakın duyumlayabilecek değil algılayabilecek kapasitededir.
   Peki bu durum reklamda nasıl kullanılır? 
Bunlar çeşitli taktiklerle reklamların içine yerleştirilir. Bu yollar:

  • Dijital ses dosyalarına işlenen işitsel öğeler
  • Sinema karelerine eklenen 25. kareler
  • Reklam afişlerinin içine gizlenmiş şekil ve kelimeler
   Dijital ses dosyalarının içine çeşitli reklam ve propaganda öğeleri yerleştirilmektedir. Örneğin; Irak işgali sırasında Irak radyolarında yapılan Kur'an yayınının altına '' Direnmeniz Faydasız '' cümlesi yerleştirilerek direniş azaltılmaya çalışılmıştır. 

   1950 yılında bir sahtekar reklamcı ( Bu reklamcının adı biliniyor ama ben yazımda ondan '' sahtekar '' diye bahsedeceğim. ) film esnasında insanların bilinçaltına sinyaller gönderen eşikaltı yöntem kullanmıştır. Bu sahtekarlık şöyle yapılmış: Projeksiyon cihazına takılan film rulosundan saniyede 24 kare geçer. Bu kişi, ruloya bir kare daha eklemiş bu karede şu yazılara yer vermiştir: '' Patlamış Mısır Ye '' ve '' Coca Cola İç ''. Bu reklamdan sonra, film arasında insanların kolayı markasıyla istedikleri gözlemlenmiş. Patlamış mısır satışları %57,7 , Coca Cola satışları %18,1 artmıştır. İnsan 25. kareyi algılayamaz; çünkü saniyenin 25'te biri, insanın duyum eşiğinin altındadır. 25. kareyi beyin algılar; çünkü beyin, saniyenin 3000'de birini algılayabilir. 
   Bu taktik Fight Club filminde de kullanılmıştır. Film yavaş gösterimde izlendiğinde bu kareler görülebilir. Filmde 2 kez penis resmi kullanılmış. 2 kez çocuk pornosunu bilinçaltına işletecek grakfik kullanılmış. En önemlisi, çok fazla sayıda '' elinde sigara olan Brad Pitt fotoğrafı '' kullanılmış. Ve filmde şu cümle yer alıyor, aynen aktarıyorum: '' Sinema filmleri tek bir makarada yer almaz; birkaç makarada olur ve bir kare bittiğinde diğer kareye geçerken birinin düğmeye basması gerekir. O an geldiği zaman projektörleri değiştirir ve film devam ettiği için kimse bir şey anlamaz. KİMSE GÖRDÜĞÜNÜ BİLMİYOR AMA GÖRÜYOR!'' Daha ne desin? 
   Peki neden kimse bu filmin yasaklanması için çalışmıyor? Bundan önce en önemlisi, neden kimse bu yer alan simgelerden haberdar değil? Üstelik bu kadar ünlü bir film olmasına rağmen. Başta anlattığım çerçeveleme olabilir mi acaba? Ve, Fight Club 2005 yılında '' Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Filmi'' seçildi. Sizce bunu hak etti mi? Bence hak etmedi. Çok daha iyi filmler var. Ama bu da çok büyük güç olan sigara şirketlerinin oyunu olabilir mi? Direkt bilinçaltına gönderilen, Brad Pitt'in sigaralı resmi... Çok etkileyici değil mi? 
   
   Son zamanlarda sıkça gördüğümüz bir yazı: '' Bu programda sanal reklam uygulanmaktadır. '' Peki bu reklamlar nasıl kullanılıyor? Program devam ederken ekranın altına veya üstüne yerleştirilen reklam öğreleriyle hedeflenen algı oluşturulmaya çalışılıyor. Sorun burada değil, bunların kullanılış anları ve bölgelerinde. Örneğin dizinin ağız suyu akıtılarak izlenen, hasta olunan kızı kısa eteğiyle merdivenlerden iniyor. Tam dikkatlerin kızın bacaklarına verileceği sırada bacakların üstüne reklam yerleştiriliyor. İnsanların bilinçaltına gönderilen mesaj aynen şu: '' Bu ürünü alırsan bu bacaklara kavuşursun. '' Evet aynen bu! İnsanlar cinsel duyguları kullanılarak kandırılıyor. Bu reklamların, reklam kuşağında yayınlanan reklamlardan çok daha pahalı olmasının ve daha fazla tercih edilmesinin sebebi ne dersiniz? Direkt bilinçaltına yönelmesi ve insanları direkt etkilemesi olabilir mi?

   Bu konuda en çok kullanılan yöntem reklam fotoğraflarına yerleştirilen ölüm ve doğum simgelerini içeren öğelerdir. Ölüm simgesi olarak kuru kafa, doğum simgesi olarak cinsellik kullanılır. Bu öğelerin kullanılmasının nedeni, insanların en fazla, ölüme ve doğuma tepki vermesidir. Reklamlar bu şekilde en yüksek ilgiyi çekmeyi amaçlar. Şimdi bu fotoğraflardan örnekler vereceğim.( FedEx reklamı hariç hepsi benim bulduğum, incelediğim reklamlar. )


İçki reklamlarında en çok kullanılan taktik cinsellik algısının verilmesidir. Çünkü içki ve sigara satıcıları bu öğeleri kullanmadan ürünlerini satamayacaklarını bilirler. Bu nedenle seks ve sosyallik satarlar. İnsanlara şu algıyı vermeye çalışırlar:

  • İçki içerseniz seks yapma olasılığınız artar.
  • Sosyalleşirsiniz.
Bu reklamda da görüldüğü gibi seks algısı kullanılmış. Şişenin hizasındaki fermuar açık. Şişenin yanında kalan fermuar kapalı. Size şu mesajı veriyor: '' İçkiyi iç, fermuarı aç! ''



Bir Heineken bira reklamı. Kızın bikini altının Heineken amblemini taşıdığı dikkati çekiyor. Siz içkiyi içmeden ne yaparsınız? Açarsınız değil mi? Yani ne diyor? '' Kapağı açarsan kızın bikinisi de açılacak. Sen de bacağına sarılmakla kalmayacaksın.''


Bu açıklamaya gerek bırakmamış. '' Stil Votka ile Rus gelini kazan! ''


Bit Copa isimli bir içki. Aşağıda içki şişelerinin '' alt kısımları '' birleşik. Kadının göğüslerinin üzerine kadın ve erkeğin baş kısımlarının resmi çizilmiş. Karnına doğru inen bölgede de vücutlarının alt kısımları çizilmiş. Tam şişelerin birleştiği bölgenin kadın ve erkeğin neresine geldiğine bakar mısınız? Kadın ve erkek vücutlarının direkt çizilmemesi, şişelerle anlatılmasıyla belirtilmek istenen şu: '' İkiniz içkiyi içerseniz sonunda olacak olanı görüyorsunuz. Böyle bir şey yaşamayı ister misiniz? E öyleyse neden denemiyorsunuz? ''


Budweiser bira reklamı bu. Esmer, sarışın ve kumral birbirinden ateşli kızlar süslüyor fotoğrafı. Her erkeğin birlikte olmak isteyeceği kızlar bunlar. Abi, asla harama uçkur çözmem, yanımda uyusa dönüp bakmam diyeni döverler! Budweiser yazısının '' ser '' bölümüne dikkatle bakın. Sondaki harf x mi yoksa? Burada da seks algısı oluşturulmak isteniyor. Yazıyı belki siz fark etmiyorsunuz ama beyniniz fark ediyor.


Parfüm reklamları da seks öğesini kullanır. Bakın erkeğimiz parfümü sürmüş. Kadın karakter göğüs dekoltesinin hizesından ona bir anahtar veriyor. Hem de pembe fiyonklu. Neyin anahtarı acaba? Pembenin cinsellik sembolü, anahtarında göğüs dekoltesi hizasından veriliyor olması şunu söylemeye çalışıyor: '' Bu parfüm size hedeflediğiniz kapıları açar. Parfümü kullan, bayanların anahtarını al! '' Ne kadar büyük bir kandırmaca değil mi?


Calvin Klein, cinsellik öğesi olmayan reklam yapmaz! Bu en masum reklamı. Parfümün adı Escape. Kaçıp ne yapıyorlar görüyorsunuz. Zina yapaylar. ( Böyle bir reklamda bu espriyi yapasım geldi nedense:) Burada bilinçaltına yönelik öğe taşlar. Taşlar ereksiyon halindeki penis görünümünde ve kullananların bunu elde edebileceği anlatılmak isteniyor. Taşlar olayı destekleyici öğe olarak kullanılmış.


Camel'ın simgesinin kullanıldığı reklamlarından biri bu. Sigara reklamlarında ölüm algısı oluşturulamayacağı için cinsellik algısı oluşturulur ve insanların etkilenmesi amaçlanır. Burada devenin burnuna dikkatinizi çekiyorum. Hiç böyle deve burnu gördünüz mü? Deve burnu bu kadar ayrık olmaz. Burada burnun üst tarafı penisi, dudaklar testisleri temsil ediyor. Siz de sigara için, istediğiniz gibi seks yapın algısı bilinçaltına gönderiliyor. Bilinç bundan etkileniyor mu? Maalesef evet...


Bir Salem Reklamı. Yeni ürünü ince sigaralar tanıtılıyor. Buradaki öğe cinsellik değil, incelik. Bakın bayan ne kadar ince, ne kadar fit, ne kadar slim, ne kadar sağlıklı. Neden? Çünkü Salem içiyor. Hiç bizim bildiğimiz kanserli, çürük dişli         ( fotoğrafta dişlerin beyazlığına dikkat! ) adamlar gibi değil değil mi? Sen de iç sen de böyle ol diyor. Salem'in yıllardır reklam yüzü olan adam akciğer kanserinden ölmüş ama olsun. Olur öyle arada. Baksana nasıl slim. Sen de iç sen de böyle ol!
Reklamda böyle diyor tabi, ben değil:)
FedEx reklamı. Bilinçaltına yönelik bir öğe bulunuyor. E ve x arasında bir ok var. Bu ilk başta dikkatimizi çekmiyor ama beyin fark ediyor. Bu, beyinde FedEx çabuk çalışır, hızlı gönderir algısı oluşturuyor.

   Peki bu kadar önemli bir konu neden bilinmiyor? Neden kimsenin eşikaltı reklam hakkından bilgisi yok? Nedeni başta anlattığım çerçeveleme olabilir mi acaba? Bizi bu bilgilerden mahrum ederek kandırmaya devam etmek istiyor olabilirler mi?
   Eşikaltı reklam her ülkede yasaktır ama hiçbir ülkede eşikaltı reklamları denetleyen bir kurum yoktur. İnsanlara bunun yasak olduğunu söylüyorsunuz ama bunları yasak olmasına karşın denetlemiyorsunuz. İlginç. Bunu eleştiren insanların da hiçbir yerde konuşamaması ya da konuşması ama konuşmalarının medyada yer almasının nedeni de başta anlattığım çerçeveleme olabilir mi acaba?

   Bu reklamlar sıkça kullanılıyor. Kullanılmaya da devam edecek. Kimse önleyemeyecek; çünkü önlemeye gücü olan kimseler bu taktik sayesinde gelir sahibi oluyor. İnsanlara bir şeyi direkt anlattığınızda iki durum gerçekleşebilir: Kabul eder ya da reddeder. Reddedebilmesi için üzerinde düşünmesi gerekir. Oysa bilinçaltının ret gibi bir olanağı yoktur. Politikacılar ve işletmeler için çok etkileyici bir bilgi değil mi?

1 yorum:

  1. Merhaba,

    Blogundaki konular cok ilgi cekici. Umarim devami gelir.

    YanıtlaSil